2010-2011 Eğitim öğretim yıllı bir çok öğrenciyi olduğu gibi benim kızımıda bağrına bastı ve Zeynebim okul sırasına oturdu..
Geçtiğimiz son dört ay içinde hayatımızda çok şey değişti önce benim ve eşimin çalıştığı iş yerimiz Anadolu yakasından, Avrupaya yakasına taşındı bu taşınmayla birlikte yaşantımız yavaş yavaş değişmeye başladı.Önceleri servislerle gidip gelmeye çalıştık. Onbir yıldır İstanbulda yaşıyor olmama rağmen hiç bu kadar Boğaz köprüsünden geçmemiştim. Haftanın altı günü yaklaşık bir buçuk gidiş, bir buçuk dönüş üç saat yol gittik elimizden geldiğince güçlü durmaya çalıştık ama ister istemez iş stresi yol ve trafik stresi derken perişan olduk. Eve geldiğimizde çocuklara yeteri kadar vakit ayıramamak bizi üzmeye başladı. Bu durumu çok düşündük ve zorda olsa alışkanlıklarımızdan vazgeçip evimizi taşımaya karar verdik.
Asıl sorunlarda böylelikle başladı çok sevdiğimiz Lütfü Dedemizden ve Mine annemizden ayrıldık, çok sevdiğimiz bahçemizden böceklerimizden, yağmur sonrasında camlara tırmanan Sümüklülerden(Sümüklü böceklere takdığımız bir kısaltma)sıcak yaz günlerinde arada bir görünüp çar çabuk kaçan minicik kertenkelelerimizden, çokkk sevdiğimiz yayla çorbasındaki misss gibi nanelerimizden,sonbaharları verandadan sarkan karadeniz üzümlerimizden,yemeye doyamadığımız malta eriklerinden, barbeküde yapılan et keyiflerinden, su tabancaları ile oynadığımız su oyunlarımızdan, bisikletle oynamaktan, scooterla düşmekten, mis gibi kokan hanımelilerden, yedi veren güllerden, görünce hayret ettiğim yapraksız çiçek açan, çiçeği döküldükten sonra yaprakla dolan manolyadan, yol kenarındaki Aloe Veradan, Lodostan, Poyrazdan Çamlıcadan ayrıldık.....
Bu yazıldığı gibi kolay olmadı tabi önce bir çok mevzuda hem fikir olmaya ve doğru karar vermeye çalıştık bizim önceliğimiz okul olduğu için diğer tuğlaları onun üzerine koyduk.İstanbulda yaşayanlar için muhit çok önemli helede büyütmeniz gereken iki çocuğunuz varsa..Bizde çok düşündük ama bu nokta da Üsküdar'la kyaslanabilecek çok şeçeneğimiz yoktu. Fatih Sulan Mehmet Han'ın söylediği gibi Anadolu başka çünkü Kabe-i Muazzamaya daha yakın...
Yahya kemal Beyatlı boş yere dememiş Üsküdar, bir ulu rü'yâyı görenler şehri İstanbul'un fethinin il şahidi diye...
Ah Üsküdar Ah....
İyi yada kötü yaşadıkça tecrübe edeceğimiz bir ilçeden evimizi seçtik ve sıkıntısız taşındık.
Bu durumdan en fazla etkilenen ise Hamzacık oldu taşınmamızın üzerinden iki ay geçmesine rağmen hala eski evimize ne zaman gideceğimizi soruyor.Neden taşındığımızı soruyor cevap vermeden offfff diyor. Taşındıktan sonra çok özlediği için onu eski evimize götürdük ilk işi orada bıraktığımız üç tekerlekli bisikletine binmek ve hiç durmadan turlamak oldu.Yeni evimize alıştırmak için elimizden geleni yapmaya çalışsakta Lütfü Dedemizin yokluğuyla başa çıkmak çok zor doğrusu.Bu hususta gözlerimizin dolduğu bir anı yazmak istiyorum yıllar sonra hatırası kalsın..
Taşındıktan iki gün sonra bir akrabamızın düğün merasimine katıldık. Davetliler arasında Lütfü dedemizde vardı malum Boşanmak İstemiyorum adlı proğramdan tanıdığınız ve mesleği icabı evlilik hakkında bir konuşma yaptı, bizim çocuklar düğünde bir oraya bir buraya koştururken birden dedelerini gördüler ve hemen bacaklarına sarıldılar.O anda o mutlu günde içimden ağlamak geldi ama hayatta böyle şeylerde olmalı..
Sevmeli insan,sevdiklerinden ayrılmalı, ama hiç unutmamalı, vefayı öğrenmeli böylelikle...
Çocuklar çabuk unutur diyoruz ama onlar her konuda bizden daha hassas. Biz günlük karmaşada unutuyoruz ama onların meşgalesi bizimkiler kadar değerli değil...Kendilerince değerli şeyleri daha değerlisi olmayınca unutmuyor, yerine başka bir şey koymuyorlar.
ZEYNEBİMİN OKULDAKİ İLK GÜNÜ
Zeynep uzun bir süredir evde olduğu için okula, arkadaşa, öğretmene hasret kalmıştı. Okulların açılmasını sabırsızlıkla bekliyor, her gün anne bu okullar ne zaman açılacak diye soruyordu. Ben bayramdan önce okula gidip kaydını yaptırdım sonra eve gelip Kızım artık okullu oldun dedim. Oda sevinçten havalara uçtu bende öğretmeninin ismini ve gözlüklü olduğunu söyledim söylediği şey çok komikti; hiç erkekten öğretmen olurmu? Anaokulu ve kreşlerdeki öğretmenlerin bayan oluşu Zeynepde bu öğretmenlik mesleğinin tamamen bayanlara ait bir meslek olduğunu düşündürmüş demekki. Babası erkeklerinde öğretmen olabileceğini ve çocukları çok sevdiklerini anlattı.Biz bayram tatilinde hep birlikte kızımın okuluna gidip ona okulunu gösterdik bahçede biraz oynamasına okulunu tanımasına yardımcı olduk.
Daha sonra alışveriş yaptık okul formasını ve çantasını aldık. Okul gereçlerinin alınması onu daha çok sabırsızlaştırdı ve daha sık sorular sormaya başladı.Okulun ilk günü babası, ben, anneannesi ve kardeşi yanında olmak istedik yani ailecek tüm kadro okuldaydık. Önce bahçede isimleri okundu ve öğretmenleri ile birlikte sıra oldular daha sonra sınıflarına çıktılar.İlk dün alıştırma proğramı sebebiyle sabah dokuzdan öğleye kadar okulda bekledik bu bekleme sırasında okul yönetiminin aileler için seminerleri oldu biraz sıkılsak da, dinlemek zorunda kaldık. Aileler haliyle çok edişeliydiler fakat konuşmalar hep dönüp dolaşıp kayıt parasına ve bağışa geliyordu. Benim şahsi fikrim ise okullara kendi çocuklarımızın daha iyi bir eğitim almaları için azda olsa herkes katkıda bulunmalı.Ülkemizde tüketilen sigaraya bakınca insan gerçekten çok üzülüyor çocukları için beş yılda bir kez verdikleri para belkide sadece on günlük sigara paraları ama verirken elleri titriyor. Her şeyi devletten bekleme yerine insan kendince bir şeyler yapmalı harekete geçmeli her nekadar Mili Eğitim Bakanı bunu söylemesede bu ülkede böyle bir gerçek kabul edilmeli.
Gelelim Zeynebime; okulunu çok sevdi diğer çocuklardan ağlayanlar oldu ama benim güçlü kızım ağlamadı Maaşallah. İlk gün tedirgin olsada, daha sonraki günler alıştı. Ben kızımda şunu öğrendim kendini resimle çok iyi ifade ediyor üzgün olduğunda parkta tek başına salıncakta sallanan ve gözyaşları yerlere akan bir çocuk çizerken, mutlu olduğundada çok farklı doğa resimleri çiziyor bu sebeple okulla alakalı fikirlerini öğrenmek isteyince önce resimlerine baktım.Okuldaki ilk resminde sarı renkli bir okul binası, bir kaç çocuk hepsinin elinde Türk Bayrağı var, ortada gözlüklü kafasında iki tel saçı olan, gravatlı bir öğretmen hemen yanında kendisini çizmiş. Buradanda anşalılıyor ki öğretmenini çok sevmiş, kendisini onun yanına çizmesi ve gülen yüzler çizmesi mutluluğunu ifade ediyor..Elhamdilillah!!!
Öğretmen insanın hayatında gerçekten çoook önemli biri bu sebeple bir yıl bunun için dua ettim.Rabbim dualarımızı kabul etti ve çok kıymetli, mesleğini seven, önce çok iyi kalpli ve işinde çok titiz çalışan genç bir öğretmen nasib etti. Çocukları sevdiği gözlerinin içinden belli oluyor temiz bir nesil yetiştirmek ardında güzel bir gelecek bırakmak için elinden geleni yapmaya çalışıyor. Okul hayatı insan için ne kadar önemli ise öğretmende okul hayatı için o kadar önemli. Bugün Zaman Gazetesinde Hakimoğlu İsmail'in öğretmen adlı yazısını okudum ve gözümden iki damla yaş düşmedi desem yalan olur.
Okulunu çok seven Zeynebimi okuluna anneannesi götürüyor. Şimdilik kimseciklere güvenmiyor çok sevdiği torununu hergün kendi elleriyle bırakıyor, kendi elleriyle alıyor. Servise verelim diyorum babası da, annenannesi de vayyy olmaz serviscinin tipini beğenmemişler....
Evlatlar için her türlü çile çekiliyor yedisinde de yetmişinde de! bu sebeple annenannemiz havalar soğuyana kadar böyle zahmet çekeceğe benziyor.
Hazmacık Cephesinden Sıcak Gelişmeler
Bu olanlar yani ablasının okula gitmesi Hamzacığı çok üzdü çünkü ablasından, en yakın arkadaşından, can yoldaşından ayrıldı. Ayrılık kısa da olsa o bu durumdan mutsuz, ailenin Zeyneb'e olan takdir duydusu Hamza'cığı çok rahatsız ediyor onun korkusundan Zeyneb'e gizlice aferin diyoruz.Birisi hayatının en önemli adımlarından birini atmaya çalışırken diğeri depresyonun eşiğinde. Sinirli bir hal aldı herşeye bağırıyor, bazen oklavayı alıp ablasını dövmeye gidiyor, elinden zor alıyorum.Gel seninle konuşalım sohbet edelim diyorum, nedenini soruyorum aban(Ablam) beni sinirlendiriyor ondan kurtulmam lazım gibi öfkeli sözler işitiyorum hiç duymadığım şekilde. Bu durumdan ise onunla daha fazla ilgilenerek kurtulmaya çalışsam da kendimi ikiye bölmem gerekiyor.Anne olmak ne zormuş hele iki çocuk annesi olmak...
Çoook çalışmam lazım Çoook...
Yıllar geçiyor ve geriye baktığımda herşey dün gibi aklımda, benim kızım okula gidiyor ben artık okullu bir anne oldum. Akşam eve gelince çantasını kokluyorum okul kokuyor, kitap kokuyor özlemişim kitap kalem kokusunu kalemlerini açıyorum, defterlerine bakıyorum bugün neler yapmış beslenmesini hazırlıyorum herşey çok hoşuma gidiyor onun gömleğini ütülemek, çoraplarını yıkamak, hepsi ayrı güzel..
Rabbim hepimize önce iyi bir kul ardından vatanına, milletine iyi işler yapacak evlatlar nasib etsin inşallah . Amin...